lie mi, lay mi?
lie nesne almaz: kendin uzanırsın. lay nesne alır: bir şeyi bir yere koyarsın. İşi zorlaştıran, lie'nin V2'sinin lay olması.
lie: uzanmak, yatmak
lie · lay · lain
Nesnesiz. lie – lay – lain, -ing: lying.
- I lie on the sofa after lunch. — Öğle yemeğinden sonra kanepeye uzanırım.
- She lay on the beach all afternoon. — Bütün öğleden sonra plajda uzandı.
lay: koymak, sermek; (yumurta) yumurtlamak
lay · laid · laid
Nesneli. lay – laid – laid.
- Lay the map on the table. — Haritayı masaya ser.
- He laid his keys by the door. — Anahtarlarını kapının yanına koydu.
Mini test
- I'm tired. I'm going to ___ down for an hour. (lie / lay)
- Please ___ the books on my desk. (lie / lay)
- Yesterday she ___ in bed until noon. (lay / laid / lied)
- He ___ the baby gently in the cot. (lay / laid / lied)
- The hens have ___ six eggs this week. (lain / laid / lied)